Yorum Yok Genel fkazanc
SEYYİD ŞERÎF CÜRCÂNÎ’NİN TEOLOJİK AHLÂK KURAMININ TEMELLERİ ÜZERİNE BAZI KELÂMÎ VE FELSEFÎ DEĞERLENDİRMELER: ŞERHU’L-MEVÂKIF ÖRNEĞİ                                                                                                     Prof. Dr. Fethi Kerim KAZANÇ   Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Alî es-Seyyid eş-Şerif el-Cürcânî el-Hanefî (ö. 816/1413), İslâm düşüncesinin Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) sonrası dönemde yaşamış olup, dönemin diğer kelamcı ve filozoflarında olduğu gibi aklî ve
Yorum Yok Genel Esma Ozturk
Celaleddin Devvani 14.asırda yaşamış felsefe, kelam, tasavvuf alimidir. İbnu’l-Arabi’nin vahdet-i vücud düşüncesinden etkilenmiştir. Bu bildiride onun vahdet-i vücudla ilgili görüşleri ele alınacaktır.
Yorum Yok Genel makman64
Makalem, sûfî filozof Celâleddîn Devvânî’nin (v.908/1502) fikirleri ve yazıları bağlamında onun felsefe ve tasavvuf kıskacında kalmış kelam düşüncesini konu edinmektedir. Hakkında kelam sistemini konu alan doktora çalışması yaptığım 15. Yüzyıl düşünürü Devvânî, kendisinden sonraki medrese geleneği üzerinde söz sahibi olmuştur. Osmanlı medreselerinde özellikle felsefi ve kelâmî düşünceleri dolayısıyla takip edilen Devvânî’nin kayda değer ahlak ve siyaset
Yorum Yok Genel Caglayan
Müslüman düşüncesi açısından 14. ve 15. asırlar, sınırlı olmakla beraber önemli bazı orijinal eserlerin yazıldığı; ancak en yaygın bilimsel metodun şerh geleneği olduğu dönemlerdir. Bu geleneğinin önemli ürünlerinden biri de “Mevâkıf” adlı eser ve bunun üzerinde gelişen literatürdür. Anlam dünyasının sınırlarını belirleyen ilkelerinin Müslüman düşüncesi açısından nasıl olması gerektiğine ilişkin Mevâkıf literatüründeki yaklaşımlar, etkileri halen devam
Yorum Yok Genel muratkas
Bu çalışma Devvani’nin kelam ilminin bilimsel kimliğiyle ilgili olarak yapılan tartışmalara yönelik yaklaşımını analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Yorum Yok Genel aysemine
Abdürrezzak Kāşânî (ö. 736/1335), metafizik dönem tasavvufunun önde gelen temsilcilerinden biridir. İran’ın Kāşân şehrinde doğmuş ve İlhanlılar döneminde İran coğrafyasında hayatını sürdürmüştür. Bilinen tek şeyhi bir Sühreverdî olan Abdüssamed en-Natanzî’dir. Onun İbnü’l-Arabî’ye ilgi duymasının şeyhinin teşvik ve işaretiyle olduğu kabul edilir. Kāşânî, Osmanlı Devleti’nin ilk müderrisi olan Dâvûd-ı Kayserî’nin hocası olması ve medreselerde eserlerinin okutulması
Yorum Yok Genel yasin
İbn Arabî tarafından Fusûsü’l-hikem’de dile getirilen umûr-ı külliye kavramının Tanrı ile âlem arasındaki irtibatı kurmadaki metafiziksel yönü ve ikinci akledilirler ya da ayân-ı sâbite olarak değerlendirilmesi gibi ontolojik ve epistemolojik cihetleri dikkate alınarak, Meşşâî felsefede yer alan umûr-ı âmme kavramı etrafında yapılan tartışmalarla benzer yönleri ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu sayede söz konusu yorum ve benzerliklerden
Yorum Yok Genel Mehmet Kasim
14. Yüzyılda yaşamış olan Şebusteri’nin Gülşen-i Raz adlı eserini tasavvuf felsefesi açısından değerlendirmek amaçlanmıştır.
Yorum Yok Genel Serife Ozketen
Mâtürîdî Kelamcısı Sadrüşşerîa’nın İyilik-Kötülük Düşüncesi Üzerine               Araştırmamız Sadrüşşerîa’nın (ö. 747/1346) iyilik ve kötülük problemine atfettiği mana ile ilgilidir. Eski Türkçe karşılığı “şer” olarak gösterilen ve “iyinin karşıtı” olarak tanımlanan “kötü” ya “değersiz bulmanın, kı­namanın, ayıplamanın konusu olan” ya da “ahlak değerlerine ve törel istence karşı olan her şey” olarak açıklanmaktadır. (Bedia Akarsu, Felsefe Terimleri Sözlüğü (Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1975), 114.) İyi ise; işe yarar, özüne uygun, doğru yapılmış, doğasına uygun,
Yorum Yok Genel irfangorkas
İSLAM METAFİZİĞİNİN TÜRK DİLİYLE BULUŞMASI: AŞIKPAŞA’DA “VARLIK” KAVRAMLARI Bildirisinde, 13 ve 14.yüzyıl düşünürü olan Aşık Paşa’nın Garibnamesi merkeze alınarak, varlıkla ilgili kavramları ve bağlamları tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu dönem, Türk felsefesinin iki önemli kuruluş döneminden birisidir. Aşıkpaşa, eserini 10’lu yazım yöntemiyle bir taraftan İslam tasavvufunun, diğer taraftan Plotinus’un yöntemini benimseyen, bu anlamda onları aşan bir